20 Mayıs 2016 Cuma



Bana veda etme,

Bana gökyüzünü tarif et.

Ruhun Kaç Yaşında?

Bazen öyle anlar yaşıyorum ki ya da yaşıyoruz bilmiyorum kendimi çok yaşlanmış hissediyorum.Çok bitkin ve yorgun.Kımıldayasım bile gelmiyor ya da yataktan bile çıkmak istemiyorum.Böyle zamanlarda kendimi iyi hissetmemi sağlayacak şey ne onu bile bilmiyorum.
Bazen de öyle anlar yaşıyorum ki yaptığım hiçbir şey beni mutlu etmiyor ya da keyif vermiyor tek bir şey hariç ''Harry Potter'' izlemek.Ay evet komik  gelebilir ama çok seviyorum ve mutsuzken beni en çok mutlu eden ayrıca kafamdaki düşüncelerden kurtulmamı sağlayan tek şey o.Oturup bütün seriyi baştan sona kadar izlerim. Ama en sonunda o da bittiğinde de bütün vaktimi uyuyarak geçiririm. 
Mutsuz olmak için ya da üzülmek için hayat çok kısa değil mi sizce de? Yani ne bileyim hayat bir pamuk ipliğine bağlı ve biz ufacık şeylerden dolayı o ipi kemirmeye çalışıyoruz. Halbuki mutlu olmak bu kadar kolay ve basitken.Umursamamak işte bu yüzden insana iyi geliyor.Çünkü düşündüğümüzde evet sorun yapıp üzülecek bir sürü şey bulabiliriz ama umursamamaya çalışırsak belki her şey farklı olur.Desem de hiç de öyle olmuyor ya bunu herkes yaşamıştır kesin.Umursamıyormuş gibi görünüp deli gibi her şeyi kafaya takmak ve içinde düşünmek.Ben bunu çok yapıyorum ya hep kendi içimde düşünüyorum düşünüyorum bir şeylere karar veriyorum ama asla o kararlara uyamıyorum.Çünkü hayat kararlarla yürüyecek kadar sıkıcı olmamalı. Sonuçta dünyaya bir kere geliyoruz üzülmemiz kadar üzülmeli sevmemiz gerektiği kadar sevmeli gülmemiz gerektiği kadar gülmeli ve ağlamamız gerektiği kadar ağlamalıyız.
Ruhlarımız yaşlanmış bile olsa onları gençleştirmek bizim elimizde. Sevdiğiniz şeylerden asla vazgeçmemeniz dileğiyle...

Siz mutsuz olduğunuzda ne yaparsınız tavsiyelerinizi yorum kısmında paylaşabilirsiniz:)

                                                                                       


14 Mayıs 2016 Cumartesi

Palavra Palavra Palavra!




Dostluk belki de hayatımızda ki önemli kavramlardan biri.Ama dostlarından gerçekten sağlam kazıklar yemiş biri olarak söylemem gerekiyor ki palavra palavra palavra...
Şimdi içinizden şunu diyebilirsiniz, sendekiler gerçek dost değillermiş belli ki niye herkese çamur atıyosun! Malefiz kendine gel! diyebilirsiniz tabiki ama kendime geldiğim için bunları söylüyorum.
Bir insanı ne kadar süre tanıdığınız çok önemli değil.İster 10 senelik arkadaşınız olsun istersenizde 1 yıllık tanıdığınız biri olsun öyle zamanlarda öyle kazıklar yiyebilirsiniz ki kendinizden bile şüphe duyar hale gelebilirsiniz.Acaba bende mi bir sorun var? 
Evet bende bir sorun vardı.Sorun insanlara güvenmem ve fazla saf olmamdan kaynaklanıyordu.Huyum kurusun birini sevdiğimi zaman çok saflaşırım gerçek kişiliğini göremem.Tanıdığımı sandığım insanlar tanımadığım insanlara öyle bir dönüştüler ki ya bu gerçekten böyleydi de ben bunu nasıl anlayamadım diye duvarlara kafamı sürterek kıvılcım çıkarmak istedim.
Hayır bir iki olsalar neyse toplu halde mi anlaşıp bu dönüşümler yaşandı ben anlamıyorum..
Ya insanlarında kendi tercihi aslında kimseyi değiştiremezsin o kadar iki yüzlü çıkarcı ve kötü düşünene kişiler var ki iyi kötüyü ayırt edilemiyor. 
Ve çevrendeki başka kişilerde onun gerçek arkadaş olmadığını söylese de sen ağzını yaya yaya yoooooo o benim en yakın arkadaşım diyosun.Evet eskiden vardı beş altı yakın arkadaşım dostum dediğim insanlar şimdi yoklar böylesi daha mı iyi? Daha iyi ilk zamanlar sinirim olduğu için hiç üzülmemiştim arkadaşlıklarımın bitmesine sonra üzüldüm biraz ee insanın arada bir anıları aklına geliyor ya da fotoğraflar falan görüyosun diyosun ki neden böyle oldu... Sonra da diyorsun ki iyi ki de oldu. Sağlam kazıklar yemem sonucunda artık insanları daha iyi tanıyorum.Değişen ne mi oldu? Ben değiştim insanlara karşı öyle hemen güvenmiyorum, ya da kendimi parçalarcasına onlar için uğraşmıyorum.Evet gidenler oldu ama çok güzelde yeni arkadaşlıklar kurdum.Artık o kadar dostum yok ama çok fazla iyi arkadaşım var.
Şimdi bu yazıyı neden yazdığımı düşünüyor olabilirsiniz.Bizene senin arkadaş kaybedip kazanmandan diye nedeni şu; eğer bir gün dostlarınız veya dostunuzla aranız bozulursa üzülmeyin ya da onu kazanmak için çabalamayın şımarmasın.Bir sürü yeni arkadaşınız olacak daha ki kimse kazık çakmadı yani illa ki yanınız da olacak diye bir kaydı yok biri gider biri gelir.Siz yalnız da çok iyisiniz. Ve kimseye ihtiyacınız yok bunu unutmayın! Son olarak da dostum dediğiniz kişiye bile tam olarak güvenmeyin. 
Mutlu günler:)

12 Mayıs 2016 Perşembe

Gönlümüzün Sultanı Yaprak Sarma

Herkese merhabaa:) 

Bugünün konusu yaprak sarma olsun.Yemeğe geldiğinde gözümüzü kırpmadan pıt pıt hepsini götürdüğümüz ama sarmaya geldiğinde ayy ben incecik saramam ayyy yapması zor diye köşeye çekildiğimiz bir gönlümüzün sultanıı dolmamız.Yani en azından benim için öyle.Bizim evde yaprak sarma varsa sabah öğle akşam yenilebilir.Çerez gibi pıt pıt götürürüz. Tabi herkese göre sarma şeklide içinin hazırlanması da farklı olabilir.Mesela bir komşumuz vardı o kadar küçük sarardı ki nerdeyse göremezdik sarmaları tadını alabilmek için 3 4 tane falan yemek gerekirdi. Ben yemeği bol salçalı severim o yüzdende babaannemin yaptığı sarmayı da pek sevmem açıkcası çünkü hem az salçalı yapıyor hem de içine bulgur koyuyor ki bence yaprak sarmaya pek bulgur yakışmıyor. Eee yaprak sarmasını da yaparken bir zahmet zeytin yağı ve varsada taze naneden vazgeçmeyelim. Şimdi asıl konumuza gelelim nasıl yapılıyormuş bu gönlümüzün sultanı yaprak sarma...

İçindekiler:

2 adet orta boy kuru soğan
1,5 su bardağı pirinç
Damak tadınıza göre salça (2 yemek kaşığı koydum)
3 sap taze soğan
1 demet maydanoz
1 bağ taze nane
karabiber,tuz,nar ekşisi

Soğanları küçük küçük doğrayıp bol zeytinyağında kavuruyoruz.Ardından salçamızı ekleyip kavurmaya devam ediyoruz.Yıkadığımız pirinçlerimizi ekleyip karıştırıyoruz.İyice pirinçler salçayla karıştıktan sonra karabiber ve tuzu ekleyip tekrar karıştırıyoruz.Daha sonra taze nane,nar ekşisi,maydanoz ve taze soğanı da koyup tekrar harmanlıyoruz.Ve iç harcımız hazırr.(Ben pirinçleri yumuşatmadan ocaktan alıyorum ama eğer siz iyice pirinçler yumuşasın diyorsanız biraz su ekleyip yumuşatana kadar ocakta bırakabilirsiniz. )


Gelelim yaprakları hazırlamaya tenceremizde suyumuzu kaynatıyoruz iyice pokurdadıktan sonra yaprakları çokca (yaklaşık 15 20 tane) alıp tencereye koyuyoruz .İyice suya girmeleri lazım sonra yapraklarımızın iyice yumuşamasına izin vermeden çıkarıyoruz.Bu kısım çok önemli eğer sıcak suda çok bekletirseniz aşırı yumuşarlar ve sararken yırtılırlar o yüzden aşırıya kaçmadan suya katıp çıkaralım suyumuz aşırı sıcaksa 5 6 saniyelik zaman yeterli oluyor. Bütün yapraklarımıza bu işlemi uyguladıktan sonra  gelelim nasıl sarıyoruz..:)


                   




Birde açıklamalı olarak yazayımm:)Ay vallahi bu iyiliğimi de unutmayın yani bu kadar uğraşıyorum kalkın da kızlar bi sarın artık :D İlerde kocalarınız istediğinde ben bilmiyorum demek olmaz ama dimi;)

Önce tabağimiza ( ben elimde saramıyorum maalesef ) yaprağımızı koyuyoruz o damarlı olan kısım dışa gelicek şekilde. Daha sonra tatlı kaşığı ile iç harcımızı koyuyoruz yaprak büyüklüğüne göre değişir bu bizimkiler biraz koccamandı o yüzden tatlı kaşığının yarısından da fazla koydum siz ayarlarsınız artık.Sonra elimizle onu şekilde görüldüğü gibi yayıyoruz. Ardından yaprağımızın iki tarafınıda çaprazlama içe doğru katlıyoruz kolları öne çaprazlama almış gibi düşünebilirsiniz:D(şekil3)
Sonra 4'de ki gibi sımsıkıı evet sıkı olması çok önemli yoksa pişerken pirinçler dışarı çıkar.Sımsıkı olacak şekilde sarmaya başlıyoruz 2 tur döndükten sonra dışarda kalanlar olucak 6 ve 7 de görüldüğü gibi onları bir daha içeriye katlıyoruz işte şeklimiz oluştu gibi vee son hamleyle sardıkça sarıyoruz vee mutlu son şekil 8 :) 

Yapraklarımız bitene kadar bu işleme devam ediyoruz. Tabi yaptıkça tencereye koymayı unutmayın.Herkes farklı şekilde koyuyor bazıları dik olarak yerleştirir bazıları dağınık koyar ben annemden dizerek gördüğüm için ablamda bende öyle yaparız.


Üstüne limon dilimlerseniz çok daha güzel bir tat gelir mayhoş mayhoşş miss. Suyunuda yaprakları 1 parmak geçiçek kadar koyuyoruz ve kısık ateşte pişiriyoruz.Aman dibi yanmasın dikkat edin bu yüzden suyunu kontrol etmeyi unutmayın bittikçe pişmemişse eğer eklersiniz.Az gelenin çözümü var ama çok gelenin çözümü yok maalesef:D biz ailecek birazcık diri seviyoruz çok aşırı pişirmeyiz yani siz tadına bakarak olana kadar kısık ateşte bırakmaya devam ediniz.Eee o zaman afiyet olsunn ne diyelimm.Pişmiş halini instagramdan paylaşırımm.( instagram:malefizkim)

Yazıma yorum yaparsanızda çok mutlu olurumm.Herkesin önce gözlerine sonra da ellerine sağlık:)




11 Mayıs 2016 Çarşamba

Kızların En Büyük Sorunu Eyeliner!

Merhabaaa bugünün konusu her kızın rüyası ve belkide en büyük sorunsalı olabilecek eyeliner.
Güzel bir eyeliner gözleri güzel gösterebileceği gibi palyaçoya da çevirebileceğini de düşünüyorum.
Bence ilk adım doğru seçimin olmalı peki doğru seçim hangisi? Önce çeşitlerimizi görelim:)

 Bu kıl gibi incecik olan eyelinerları oldum olası sevmedim.Çünkü sürmesi gerçekten zor özellikle ip ince eyeliner çekmek istemiyorsanız ve bunu uygulamaya da dakikalar harcamak istemiyorsanız o zaman bundan vazgeçin derim.Hatta hemen çıkıp eyelinerınızı değiştirmenizi öneririm. Haa ola ki sadece ip ince bir siyahlık istiyorum gözümün üstünde diyorsanız belkide makyaj çantanızda bulunabilir ama eyeliner çekiminde zorlanıyorsanız bu doğru bir secim olmayabilir.Ayrıca şöyle bir sorun da olabiliyor o kıllardan bir tanesi ayrıldığında tek çizgi yerine iki çizgi birden çizebiliyorsunuz o yüzden bunu bi eleyelim bence.
                                                                                  Kalem eyelineri bir süre bende kullandım.Evet ilk zamanlar kolay oluyo sürmesi el beceriniz de iyiyse hatta yazınızda güzelse bence güzel kullanılabilir.Ama kısa bir zaman sonra eyelinerı sürerek değil sallayarak kullanmaya başlıyorsunuz.Çünkü kalem şeklinde evet buu kadar basit bir sorun:) Bir zaman sonra azalmaya başladığı için daha gözünüzün yarısındayken renk gelmemeye başlıyor ve sonrası salla sür salla sür şekline geliyor ee yine zaman kaybı o yüzden bunuda eledim malesef artık yüzüne bile bakmıyorum :)

Maybelline eyeliner... daha almaya fırsat olmadı uzun bir süre deneyemedim ama ablamdan bir kere deneme tecrübeme dayanarak gerçekten bayıldım sürmesi kolay ayrıca renk tam olarak simsiyah ufacık fırcayı sürmenizle tekrar tekrar üstünden geçmenize gerek kalmıyo.Ama bu çeşitte beni korkutan tek şey o fıçayı her makyaj sonrası temizlemek.Bu çeşidin başka bir markasını kullanmıştım hem tam rengi veremiyodu hemde fırçası fazla kuruyup beni bir sonraki makyajda epey yoruyordu ve bu da vakit kaybı aynı zamanda da benim gibi üşengeç kızlarımıza göre de pek kullanışlı hale gelmiyordu.Yani eğer ki ben fırçamı her makyaj sonrası temizlerim benim için sorun değil diyorsanız maybellinenin bu ürünü bence gözdeniz olabilir fiyatıda 20'li küsürlerdeydi diye hatırlıyorum :) Aaa unutmadan da söylemeliyim bence çeşitler arasında en uzun ömürlü olan bu oluyor çünkü cidden bitmek bilmiyo.

Vee işte senelerdir vazgeçemediğim.. Fırçasına bayılıyorum temizleme derdi yok kuruma süresi saniye diyebilirim. Sürmesi aşırı kolay çünkü öyle kılları ayrı ayrı falan değil yani bütün halinde anladınız sizz sert yapılı. İsterseniz ucuyla sürerek incecik yapın ya da yatak tutup kalın şekilde çekebilirsiniz. Gerçekten 3 seneyi aşkın bir süredir Rımmelin bu eyelinerını kullanıyorum.Suya dayanıklısı da geçen sene falan çıkmıştı sanırım ya da ben o zaman gördüm hatta arkadaşıma da ondan aldırmıştım. Hiçbir fark yok yani eğer ki benim gözümde çok dağılıyo eyeliner, yüzüme sular çarpıyorum diyosanız tabiki onuda alabilirsiniz.Ama ben sabah sürüp akşama kadar minnacık yerinde bile bozulmadan kalabiliyorum belkide göz yapımdan kaynaklanıyordur seçim sizin. Fiyatı da 15 falan olması gerekiyor. Ne kadar süre gider diye düşünüyorsanız haftanın 5 günü kullandığımızı varsayalım 1,5- 2 aya kadar dayanıyor.

Eğer ki fiyat olarak cazip gelmedi ise Rımmelin eyelinerındaki fırçasından olan başka markaların eyelinerını da inceleyebilirsiniz. Benim daha deneme fırsatım olmadı ama eğer ki bu yazımın altına yorum yazarsınız bu hafta alıp kullandığımda size alınıp alınamayacağı hakkında bilgi verebilirim. Essence de bu tipte ki eyeliner 10 tlmiş.Kullanan arkadaşlarım memnun bakalım ben de o kadar memnun kalabilecekmiyim.

Sanırım ben güzel eyeliner sürebiliyorum çünkü kız arkadaşlarım artık nasılsın demeden önce ayy bana eyeliner çeker misin diyorlar.Hatta lisedeyken sınıfın yarısına sürmekten gına gelmişti artık mazeret olarak başkasına süremiyoruğğğmmm diyordum:D Ay egodan öldü dersiniz:D
Peki ben nasıl mı yapıyorum?
Bunu da isterseniz başka bir yazımda konuşabiliriz. Bunun için yazımın altına yorum bırakabilirsiniz.Ya da instagramdan da yazabilirsiniz hiçç fark etmez:)
Mutlu kalın:)